tüp bebek kıbrıs
Sperm ve Yumurta Donasyonu
Preimplantasyon Genetik Tanı
IVF (Tüp Bebek)
ICSI (Mikroenjeksiyon)
Assisted Hatching
Embriyo Trasnferi ve Dondurulması
Genetik Yaklasim
Erkek Infertilitesi
Kadın Infertilitesi
İntrauterin İnseminasyon (Aşılama)
Sperm Yıkama
tese, MESA
Cinsel İşlev Bozuklukları
Menapoz Takibi
Varikosel
Polikistik Over Sendromu (PKOS)
Endometriosis(Çukulata Kisti)

Azospermi ve Mikro Tese Yöntemi

Menapoz takibi


Memeliler arasında sadece insan üreme yeteneğini kaybettikten sonra da uzunca bir süre yaşar, diğerleri üreme fonksiyonlarını yitirdikten kısa bir süre sonra ölürler. Aslında üreme yeteneğinin sona ermesinden sonra yaşamın devam etmesi, insanlar için de çok eski değildir. Ancak 19. Yüzyıl ortalarından bu yana insan, özellikle de kadın ömrü uzadığı için günümüzde “ menapoz ” diye bir kavram var.

Menopoz kelimesi, yunanca aylık anlamına gelen men ve kesilme anlamındaki pause kelimelerinden gelir ve beklenmedik bir olay değildir. Yeterince yaşayan her kadının ardarda gelen doğal ve normal yaşam evrelerinden biridir.

Anne kız çocuğa gebe kaldığında, çocuğun sahip olacağı yumurta sayısı matematiksel olarak belirlenir. çok az olguda bu sayı farklı olur. gebeliğin hemen başında bu sayı 6-7 milyon kadardır. çocuk doğuncaya kadar geçen süre içinde doğal seçimle bu sayı azalır. doğum esnasında her kız çocuğunun 400 000 – 500 000 yumurtası vardır. Bu sayı sabittir ve artık geri sayım başlamıştır. Yumurtalar yumurtalıklarda ergenlik çağına yani adet görme yaşına kadar sakin, sessiz beklerler. Bu dönemde vücudun gelişmesi ile paralele olarak cinsiyet ile ilgili hormon salgıları başlar ve artık yumurtalar bu salgıya olgunlaşarak cevap verirler. Düzenli adetler yumurta olgunlaşması ve her ay kadın vücudunun gebeliğe hazırlığını gösterir. Her adet döneminde yaklaşık 900 – 1000 yumurta olgunlaşma çabasına girişir, ancak bunlardan sadece biri, pek nadiren de ikisi yeni bir canlı oluşturabilecek kadar olgunlaşır ve döllenmek üzere yumurtalık dışına atılır. Geri kalanlar, yani seçilemeyenler bulundukları yerde telef olurlar. Bu matematiksel hesaba göre hanımlar yaşamları boyunca 400 – 500 adet kanaması geçirecek demektir, çünkü yumurta sayısı ancak bu kadarına izin verir. Bu zaman olarak hesaplandığında 30 ila  40 yıllık bir dönem demektir. 10 – 12 yaşlarında adetlerin başladığını düşünürsek yumurtaların tükeneceği yaşı bulmak zor olmayacaktır. Bu yaş antik çağdan beri değişmemiştir ve hesaba göre 50 – 52 olarak belirmektedir. Sigara içen hanımlarda bu durum 5 – 7 yıl önce gelişir. Bu yaşlarda hanımların son kez yaşadıkları adet kanamasına da menopoz denir.

İşte hanımların yaşam yıllarının süresini belirleyen düzen  !!!

menapoz takibi

           Kadın hayatının bu dönemi sadece kadın sağlığı açısından değil, toplum sağlığı açısından da çok önemlidir. Son yüzyılda insanın ortalama ömrü 80’li yaşlara uzarken doğa, sanki doğurganlık döneminde yüklendikleri riskleri ödüllendirircesine, kadınlara daha cömert davranmıştır. Ortalama menopoz yaşı 50-52 kabul edilirse, kadınların bundan sonra da  yaşayacak 25-30 yılları daha vardır. İşte bu dönemin sağlık içinde ve konforlu yaşanması için hormon yerine koyma tedavisi günümüzde çok sıklıkla kullandığımız bir yöntemdir.

Değişimleri daha iyi kavrayabilmek için menopozal dönemleri şöylece bir gözden geçirelim ;

Premenopoz, 40 yaş civarında başlar, genellikle belirti vermez. Sadece çok küçük hormonal değişimler gözlenebilir, menopoz ile sonlanır. Adet araları normal sınırlar içinde kalmak üzere (örneğin 21-25 günde bir adet görme) kısalır. Üreme yeteneğindeki ilk yaşlanma bulguları folikül stimüle edici hormon (fsh) salgısındaki artıştır. Luteinize edici hormon  (lh) bundan etkilenmez, çünkü östrojen ve progesteron normal düzeylerdedir. 

Klimakterium, genellikle 45 yaş civarında başlar ve yaşlılık  (senil) döneminin başlangıcı kabul edilen 65 yaşa kadar devam eder. Adet düzensizlikleri, sıcak basmalarının ortaya çıkması gibi bulgu ve belirtiler,  klimakterik dönemin başladığını gösterir.

Perimenopoz, klimakterium ile birlikte başlar ve menopozdan 1 yıl sonra biter. Yoğun şikayetlerin olduğu dönemlerden biridir. Perimenopoz döneminde adet araları çok değişkendir, ( 20 - 35 gün) ve  % 40’ında artık yumurta (oosit) üretimi yoktur. Fsh ve daha az olmak üzere lh düzeyleri genellikle yüksek, östrojen ve progesteron seviyeleri genellikle düşüktür.

Menopoz, geçirilen son  adet kanamasını niteleyen bir kavramdır. Menopoz bir dönem değil sadece görülen son adet kanamasının adıdır. Sonuçta sayısı belli olan yumurtalar (oositler) tükenir. Menopoz yaşını geciktiren en önemli faktörün, adet aralarının uzun olmasıdır (30-35 gün). Menopoz yaşını etkileyen en önemli dış etken sigara içimidir. 

Postmenopoz, menopozal geçiş döneminin son fazıdır. Son adet kanamasından yani menopozdan 1 yıl sonra başlar ve yaşlılık dönemi başlangıcına kadar sürer. Postmenopozal dönemde terleme, sıcağa tahammülsüzlük, uykusuzluk gibi vazomotor belirtiler ve psikolojik şikayetler ağırlık kazanacaktır.

Östrojen eksikliğinin çeşitli başka etkileri de ortaya çıkacaktır. Ürogenital sistem yaşlanması ve gerilemesi, buna bağlı olarak idrar tutamama, ağrılı idrar yapma gibi üriner yakınmalar ve elastikiyet kaybı, kırışıklık, cilt gerginliğinin azalması, saçlarda seyrelme gibi dermatolojik problemler görülecektir. Östrojen eksikliğinin uzun dönem sonuçları kemik erimesi (osteoporoz)  ve kalb-damar sistemi (kardiovasküler)  hastalıklarında artıştır.

Serum yağ düzeylerinin yüksekliği, yüksek kan basıncı, aşırı kilo alma, fizik aktivitesi az bir yaşam, sigara ve alkol, değiştirilebilir kalb-damar sistemi risk faktörlerini oluştururken, erken menopoz ( 45 yaştan önce ) ve ailesel yatkınlık, değiştirilemeyen risk faktörlerini oluşturmaktadır.

Genetik özellikler, erken menopoz, ilk adetin geç ortaya çıkması, kullanılan ilaçlar, beslenme ve yaşamsal alışkanlıklar menopozdaki kemik mineral kaybı yada başka bir deyişle kemik erimesinin risk faktörlerini oluşturur. Kemik yoğunluğunun incelenmesi özellikle önemlidir, çünkü kemik kütlesinin her bir standard sapma değeri azalmasında, kemik kırığı riski ikiye katlanmaktadır. Kemik mineral yoğunluğunu kantitatif  ölçen çeşitli yöntemler vardır. Ülkemizde en yaygın kullanılan kantitatif yöntem dexa ‘dır. Takibin 2 yılda bir yapılması yeterlidir.

Menopozda memedeki değişimler, süt salgı bezleri ve kanal sistemi yapılarının gerilemesi, yağ dokusunun azalması, meme boyutlarının küçülmesi ve meme hastalıklarında azalmadır. Menopozal dönemde meme takibi, genital muayeneye meme muayenesinin eklenmesini, 2 yılda bir mamografi, yada yılda bir meme ultrasonografisini içerir.

Endometrial inceleme özellikle hikayesinde doğurganlık döneminde düzensiz yumurta üretimi yada çoğu kez üretememe, rahim duruyorsa tek başına (progesteron almadan) östrojen kullanma, şeker hastalığı (diabetes mellitus), şişmanlık, kronik karaciğer hastalıkları, kronik alkol kullanımı olanlarda önemlidir. Ayrıca düzensiz vajinal kanama olanlarla; ultrasonografi bulgularında hrt öncesi endometriumu 5 mm’den kalın yada düzensizlik olanlarda endometrial inceleme (biopsi) gereklidir.

Menopozdan sonra hanımların çoğu kere yaşadıkları sıkıntıların, değişimlerin nedeni, yumurta gelişirken yeterince ürettikleri, ama yumurta tükendikten sonra üretemedikleri özellikle östrojen hormonu eksikliğine bağlıdır.

Gerekli olduğunda bir ameliyatla yumurtalıkların çıkarılması da aynı eksikliği ve sorunları yaşa bağlı olmaksızın yaşatacaktır. Sadece rahmin çıkarılması, yumurtalıkların yerlerinde bırakılması adet kanamalarını engeller, çünkü kanama rahimdeki doku değişimidir, ancak hormon salgısı normal devam ettiği için menopoz sonrası sorunlar ortaya çıkmaz, taa ki yumurtalar tükeninceye kadar.

 MSS ile ilgili Postmenapozal şikayetler ;

Sıcak basmaları ve terleme nöbetleri : belden yukarıda, özellikle yüz ve boyunda hissedilir. Çoğunlukla ciltte bir pembelik, ısı artışı ve terleme ile birliktedir, nabız sayısında da artış vardır. 3 – 6 dakika süren bu olayı genellikle bir titreme ya da ürperme takip eder. Soğuk terleme şeklinde de orta çıkabilir.

Böyle durumlarda,

  1. ·                   Sakin olmaya çalışmalı
  2. ·                   Derin nefes alma ve gevşeme egzersizi yapılmalı
  3. ·                   Sıcak hava, alkol, kahve, çaydan kaçınmalı
  4. ·                   Giysiler hafif ve kolay değiştirilebilir olmalı

Ayrıca soğuk kopmreslerle soğutma da yapılabilir.

Sinirlilik,yorgunluk, depresyon, aşırı hassasiyet, kendini hasta hissetme, uykusuzluk : burada ortaya çıkan yeni bir döneme girişin getirdiği negatif duygulardır. Üreme yeteneğinin kaybedilmesi, alışılan adetlerin kesilmesi, yaşlanma, cazibenin kaybedilmesi korkusu bu olayları uyarır. Kimi zaman ilaçla yardım gerekir. Daha önceden var olan psişik bozukluklar yeniden ve artarak ortaya çıkabilir. Kimi zaman da genç kızlığa özenti gelişebilir.

  1. ·                   B vitamini  ( ilaç, tahıllar )
  2. ·                   C vitamini
  3. ·                   E vitamini
  4. ·                   Bitkisel çaylar
  5. ·                   Sarımsak hapları yaralı olabilmektedir.

Baş ağrısı, sırt ve kas ağrıları, hastalık hastalığı, çarpıntı, gaz sancıları : östrojen azalmasına bağlı olarak kaslarda biriken laktik asid kolay yıkılamaz.

Kilo artışı : vücut ihtiyaçları değiştiğinden beslenme de değişmeli. Eski alışkanlıkla aynı beslenme düzeni sürerse kilo artışı hemen ortaya çıkar. Yağlı, tuzlu ve karbonhidratlı  yiyeceklerden kaçınılmalıdır.

  1. ·                   Her yemekte protein ve yeşil sebze ve meyve bulunmalı
  2. ·                   Kahve, çikolata ve benzerlerinden kaçınılmalı
  3. ·                   Atıştırma yasağı olmalı
  4. ·                   Egzersiz yapılmalı

Vajinal kuruluk ve ağrılı cinsel ilişki : östrojen azalması, vajen salgısında ve vajeni döşeyen epitel katlarında azalmaya yol açar, bu  ise cinsel ilişkide olması gereken kayganlığın ortaya çıkışını engeller ve ilişki ciddi ağrılara, hatta kanamalara neden olur.

  1. ·                   Topikal  hormon kremleri
  2. ·                   Düzenli cinsel ilişki şikayetleri azaltır. 

Osteoporoz ( kemik erimesi ) : kemiğin ana yapısı içinde yer alan ve dayanıklılık ve sertliğini veren kalsiyum mineralinin kaybı ve yerine konamaması halidir. Nedenini yine hormon eksikliğidir. Yaşa bağlı olarak hem erkekte hem de kadında 55 yaşından itibaren beklenilen azalma kadınlarda menopoz ile önceden başlar. Kemik kırıkları ve bunlara bağlı sakatlık ve ölümlerin çok önemli bir nedenidir.

Omurgalarda çökme sonucu boy kısalması, kamburlaşma, sırt ağrıları, kırıklar en sık görülen belirtilerdir. Bunları önlemek için ;

  1. ·                   Fizik aktivite artırılmalı,
  2. ·                   Alkol ve sigaradan kaçınılmalı,
  3. ·                   Uygun aralıklarla ( 2 yıl ) kemik mineral yoğunluk ölçümü yaptırılmalı,
  4. ·                   Büyüme çağından itibaren yeterli kalsiyum alınmalı (  2 su bardağı süt, kuru baklagiller, pekmez ),
  5. ·                   Menopoz döneminde günde 4 bardak süt yada 1500 mg. Kalsiyum alınmalı,
  6. ·                   Beslenme düzeninde en az hayvansal besinler kadar bitkisel besin bulunmalı,
  7. ·                   Tuzdan kaçınılmalı
  8. ·                   Aşırı zayıflık, aşırı şişmanlık olmamalı ve engellenmeli,
  9. ·                   Hekim tavsiyesi ve düzenlemesiyle  d vitamini alınmalı ve her gün 15 dakika güneşlenilmeli.

 Eklem ağrıları : daha önce var olan osteoartrit ağrıları, menopozla birlikte artar. Östrojenle 2-3 hafta içinde hızla azalır. Uygun eklem egzersizleri yapılmalı.

Kalb ve damar hastalıklarında artış : menopozla birlikte azalan östrojen  hormonu, kan yağlarında değişime yol açar. Yüksek dansiteli lipoproteinler (hdl-iyi kolesterol), azalırken düşük dansiteli lipoproteinler (ldl- kötü kolesterol) artar. Bu değişim damar sertliklerine (ateroskleroz) yol açar. Bunun sonucunda koroner kalb hastalıkları, yüksek tansyon ve miyokard enfarktüsü görülme sıklığı artar. Menopoz öncesi 3 erkeğe karşılık 1 kadında bu tür hastalıklara rastlanırken, menopoz sonrası bu eşitlenir. Risk faktörleri şunlardır;

  1. ·       Sigara
  2. ·       Ailevi yatkınlık
  3. ·       Önceden kolesterol yüksekliği
  4. ·       Şeker hastalığı
  5. ·       Erken menopoz
  6. ·       Fizik aktivite azlığı
  7. ·       Yüksek tansiyon

Önlemler ;

  1. ·       Sigarayı azaltmak
  2. ·       Stresten kaçınılmalı
  3. ·       Şeker hastalığı iyi tedavi edilmeli
  4. ·       Uygun egzersizler düzenli olarak yapılmalı
  5. ·       Uygun beslenme

 MENOPOZ; CINSELLIGIN SONUMU, YOKSA YEPYENI BIR BASLANGIÇ MI ? 

Cinsellik, kişinin genital davranışı veya cinsel arzusu şeklinde tarif edilmez. Daha ziyade cinsellik, bireylerin cinsel bilgilerini, inanışlarını, tutumlarını ve değer yargılarını içerir.

Günümüzde insanlar daha uzun ve sağlıklı yaşamaktadırlar. Bu durum sadece yaşlı popülasyonun artmasıyla sonuçlanmamış, ayrıca yaşlanmanın doğal sonuçlarına ve toplam yaşam kalitesine olan ilginin  de artmasına neden olmuştur. Şüphesiz ki, seks ve cinsellik, ilerleyen yıllarla birlikte tecrübelerin arttığı, haz veren bir durum olmalıdır. Menopozdan önceki cinsel hayatın ve evliliğin durumu, menopozdan sonraki cinsel aktivite ve cinsel tatmin ile doğrudan ilişkilidir.

Over hormonların azalmasına bağlı gelişen seksüel fonksiyon bozukluklarının direkt ve indirekt etkileri vardır;

Direkt etkiler, cinsel organlardaki yaşlanma ve gerilemenin sonucudur. Bunlar ;

  1. ·     Genital bölge  kan akımının ve kıllanmasının azalması,
  2. ·     Büyük dudaklarda küçülme ve zayıflama,
  3. ·      Küçük dudakların ve klitorisin büzülmesi,
  4. ·     Vajen dokusundaki yapısal ve kimyasal değişime bağlı olarak ortaya çıkan ph yükselmesi (ph 3,5-4,5’dan 5’in üzerine çıkar),
  5. ·     Vajen epitel ve kas tabakasının incelmesi,
  6. ·     Vajinal elastisitenin kaybı,
  7. ·     Vajinal ıslaklığın azalması hatta kuruluk,
  8. ·     Ağrılı cinsel ilişki,
  9. ·     Libido (cinsel istek) kaybı

Olarak sıralanabilir.

 İndirekt etkiler, yaşlanmayla değişen vücut görünümünün sonucudur ve kişiye cinsel çekiciliğinin kaybolduğu hissini vermektedir. Bu değişikliklerden bazıları, kilo alımı veya şişmanlık ve genel olarak tüm dokularda görülen, gerginlik ve elastikiyet kaybıdır. Bunların neticesinde ciltte kırışıklıklar ve kuruluk meydana gelmektedir.

Yaşı ilerleyen kadında cinsellik sadece fiziksel değişimlerden etkilenmemektedir; aynı zamanda psikolojik, duygusal ve sosyokültürel faktörlerden de etkilenir ve bunların birbirleriyle olan etkileşimlerinin sonucu olarak kadının kendisini nasıl algıladığıyla da ilişkilidir.

Premenopozda düzensiz kanamalar ve diğer belirtiler başladığında sorunlar başlar. En önemli sorun da artık yaşlanıldığı duygusu ile cinsel intihardır.

Diğer önemli bir sorun da, adet düzensizliği olması nedeniyle kazara gebe kalma korkusudur. Bu dönemde kullanılacak gebelikten korunma yöntemi doğum kontrol hapları olmalıdır, hem adetleri düzenler, hem de gebelikten korur. Elbette rahim içi araç ve diğer yöntemlerde kişilerin kendi tercihlerine bağlı olarak ve doktor kontrolü ve tavsiyesi ile kullanılabilir.

Menopoz sonrasındaki kadın, seksüel uyarılma için gerekli zamanın uzadığını fark eder. Orgazmik kasılmalarda ve orgazm yoğunluğunda azalma, ağrılı rahim kasılmaları, cinsel ilişki düzensizliği ve sayısında azalma gibi değişiklikler ortaya çıkabilir.

Vajinal ıslaklığın azalması nedeniyle vajen duvarlarının yeterince nemlenebilmesi için cinsel ilişki öncesi geçen sürenin uzatılması gerekir. Vajen şekli değişir, boyut ve elastisitesi azalır ve bu nedenle idrar yolları üzerindeki basınç artar. Bu istemsiz idrara kaçırmaya yol açabilir. Üretra ve vajendeki asiditenin kaybı, bakterilere karşı olan direncin azalmasına ve dolayısıyla üriner ve vajinal enfeksiyonlara yatkınlığın artmasına yol açar.

Klitoris çevresindeki yağ dokusunun azalması, onu direkt uyarılma ile haz almaktan çok, ağrı ve acı duyar bir hale getirir.

İnsanlar yaşlandıkça, fiziksel yetersizlikler ve kronik hastalıklarla da daha fazla karşılaşmaktadırlar. Örneğin artritin sebep olduğu ağrı veya hareket kısıtlılığı, kişinin sekse olan isteğini azaltabilir veya cinsel ilişkiyi rahatsız bir hale getirebilir.

Sertleşme ve meni çıkarmada gecikme gibi problemlerin ortaya çıkması, erkekleri sinirli yapar. O kadar ki kendilerini başarısız hissederek cinsel ilişkiden kaçınır, ilişki giderek seyrekleşir. Sonuç cinsel ilişki için uygun ve istekli yeterli bir eş bulunamamasıdır. İşte bu, hanımların cinsellik açısından menopozdaki en önemli sorunlarından biridir. Erkek ortalama ömrünün kadınlarınkinden kısa olması nedeniyle çoğu kere kadınların eşlerini kaybetmeleri, sorunu iyice büyütür.

Sonuç olarak, sağlıklı ve istekli bir partnerin yokluğu, ortaya çıkan tıbbi sorunlar, yapılmamış veya yetersiz hrt ve depresyon, menopoz sonrasındaki kadınların cinsel yaşamlarında bozulmaya ve cinsel istek ve ilişkide azalmaya sebep olan esas faktörlerdir.

Menopoz sonrası hormon yerine koyma tedavisi uygulanıyorsa, daha önce bahsettiğimiz önlemler alınıyorsa, erkek de sağlığına dikkat ediyor ve andropozun gerektirdiği önlemleri uygun bir şekilde alıyor ise, pek çok çift bu dönemi ikinci balayı olarak nitelemekte ve cinselliklerini sağlıklı bir şekilde sürdürmektedirler.

Hormon yerine koyma tedavisi

 Son yıllara kadar tartışmalar içinde olan konu, uzun süreli izlem verilerinin de belirmesi ile artık genel bir kabul görmüştür. Doğumlar,  her ay hızlı bir değişim içinde olan vücudun sorunları, süt verme gibi kadınlar için normal fakat yorucu fonksiyonların sonunda doğa onlara ödül olarak hormon tedavisi ile daha konforlu, sağlıklı bir yaşam sunmaktadır.

Hrt ‘ nin iki ana amacı vardır ;

  1. ·        Osteoporoz ve kardiovasküler hastalıklardaki risk artışını önlemek
  2. ·        Östrojen eksikliğine bağlı semptomları gidermek

Östrojen eksikliğine bağlı şikayetler genellikle menapozdan iki yıl önce başlar. Bu dönemden itibaren replasman tedavisi başlanabilir, yani HRT birinci amaç için perimenapozal dönemde başlanmalıdır. Bu dönemde başlanan HRT ikinci amaca ulaşılmasını sağlayacaktır.

Hormon yerine koyma tedavisi (HRT), şikayetlerin önlenmesi, bulguların iyileştirilmesi ve kemik mineral kaybı ile kalb-damar sistemi hastalıkarının engellenmesi yanında, menopozada cinsel işlev bozukluklarının  tedavisi açısından da önemlidir.

Linkler;
Tüp bebek (ivf) Kıbrıs | sperm donasyonu | yumurta donasyonu | infertilite | genetik tanı | icsi (mikroenjeksiyon) | assisted hatching | embriyo transferi ve dondurulması | Erkek ve kadın infertilitesi | İntrauterin İnseminasyon (Aşılama) | sperim yıkama | tese | MESA | cinsel işlev bozuklukları | menapoz takibi


 

Ana Sayfa | Hizmetlerimiz | Ekibimiz | Tüp Bebek (Kıbrıs) Hakkında | Genetik yaklaşım | İletişim

Doğuş Hastahanesi © Tüm Hakları Saklıdır